Hiç kalp krizi geçirdiniz mi ya da hiç bir yakınınızı kalp kriziyle kaybettiniz mi? Yanıtınız ne olursa olsun gizli kalp düşmanı aterosklerom plakları ilginizi çekebilir. Çünkü bu “Gizli düşman” kalp krizinin en öngörülmez sebeplerinden biri olarak bilinmektedir. Bu düşman,yıllar süren sinsi bir mekanizmadır fakat rüptürü ile kalp krizine sebebiyet vermesi çok ani gelişir.
Bu yazıda ilk olarak oluşma mekanizmalarını inceleyip ardından risk faktörlerinden bahsedeceğim.
Aterosklerotik plaklar orta ve büyük atardamarları tutan inflamatuvar bir süreçtir. Nekrotik çekirdek ve bu çekirdeğin etrafını sararak stabilizasyonunu sağlayan fibröz kapsülden oluşur. Fibröz kapsülün kalınlığına göre plakları ikiye ayırabiliriz: Stabil ve instabil plaklar. Fibröz kapsülün daha kalın, nekrotik çekirdeğin ise daha az yer kapladığı stabil plakları daha sağlam olarak nitelendirebiliriz. İnstabil plaklar ise geniş nekrotik çekirdekleri ve ince fibröz kapsülleri sebebiyle rüptüre daha yatkındır. Yani aslında her LDL yüksekliği=kalp krizi demek değildir.
Halk arasında kötü kolesterol olarak da bilinen, kolesterol taşıyan LDL molekülünün artması ve intima tabakasında birikmesiyle oluşur. Buna karşılık HDL kolesterol, periferik dokulardan kolesterolü uzaklaştırarak karaciğere taşır ve anti-inflamatuar özellikleri sayesinde ateroskleroz gelişimine karşı koruyucu rol oynar. Fakat LDL yüksekliği sizi yanıltmasın. Asıl kritik olay LDL molekülünün oksitlenmesidir. Bu oksitlenme, endotel geçirgenliğinin artmasıyla LDL molekülünün hücrelerden salınan inflamatuar mediatörler sebebiyle oksidatif strese maruz kalmasıyla gelişir.
1. Oksitlenen LDL molekülü damar duvarına çökmeye başlar.
2. Bu molekülü yabancı olarak algılayan vücut savunma sistemlerini aktive eder.
3. Bölgeye gelen makrofajlar bu molekülleri fagosite etmeye çalışır fakat zamanla dolarak apoptoz ve nekroza uğrar böylece nekrotik çekirdeği oluşturur.
Nekrotik çekirdeğin üstündeki fibröz kapsül bu plağı rüptürden korurken nekrotik çekirdeğin büyümesi MI lehinedir. Fibröz kapsülün sağlamlığı bu kapsülü oluşturan düz kas hücrelerinden sentezlenen kollajen miktarına bağlıdır. Vücuttaki inflamasyon kollajen sentezini azaltır ve fibröz kapsülün sağlamlığını yitirmesine sebep olur.
Peki LDL düzeyleri neden artar? Risk faktörlerini şöyle sıralayabiliriz:
• Plazma LDL seviyeleri
• Yaş (Kadınlarda >65, erkeklerde >55)
• Obezite
• Diyabet
• Sigara ve alkol kullanımı
• Yüksek tansiyon
• Genetik
Bu risk faktörlerine kısaca bakalım. Sigara ve alkol kullanımının vücutta sebep olduğu sürekli bir subklinik inflamasyon ve endotel hasarı pıhtılaşmaya eğilimi arttırır. Bu da plağın rüptürü durumunda damarın pıhtıyla hızlıca tıkanmasına sebep olur. İnflamasyon sadece pıhtılaşmayı tetiklemez. Aynı zamanda sürecin en başında yani endotelde lipit depolanmasında da rol oynar. Damarın en iç tabakasında bulunan endotel hücrelerinden salınan adezyon faktörleri, büyüme faktörleri ve sitokinler lipit moleküllerinin depolanmasına sebep olur. Yağ dokusu da bu inflamatuar mediyatörlerin önemli bir kaynağıdır.
Yüksek tansiyon da inflamasyonu tetikler. Hastanın hayatında tansiyon yüksekliğine sebep olan stres faktörleri değişmediği sürece bu durum çözümsüz kalır. İnflamasyonun en önemli belirteçlerinden biri kandaki CRP değeridir. Bu molekül karaciğerde sentezlenen ve vücuttaki inflamasyonu gösteren bir akut faz reaktanıdır. LDL seviyelerinin düşük olduğu durumlardaCRP değerinin yüksekliği, kardiyovasküler riskin öngörülmesinde kullanılmaktadır. Artmış CRP düzeyleri, plak içerisindeki inflamatuar aktivitenin ve fibröz kapsül zayıflığının dolaylı bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu da aterosklerozun yalnızca bir lipit birikim hastalığı olmadığını, aynı zamanda inflamatuar bir süreç olduğunun kanıtıdır [1].
Saydığımız faktörler dışında da çok önemli değişkenler vardır. Örneğin, kaliteli ve sağlıklı bir uyku düzeni. Çoğumuz işe, okula gidiyoruz ve gün içinde birçok sorumluluğun altında eziliyoruz, kendimize vakit ayıramıyoruz. Bu da geceleri uyku süremizden “çalmamıza” neden oluyor. Bu durumun literatürde bir ismi dahi var: Revenge Bedtime Procrastination. Özellikle gece saatlerinde yüksek miktarda salınan ve vücudun sirkadiyen ritmini düzenleyen melatonin hormonundan yeterince faydalanamamak birçok sağlık sorununu tetiklemektedir.
Böyle sağlıksız beslenme, kalitesiz uyku ve aile öyküsü gibi etkenlerin bir araya gelme sıklığı arttıkça MI görülme sıklığı da son zamanlarda artmaktadır. Erişkinlerde MI (myokart infarktüsü) görülmesinin sebebi daha çok koroner ateroskleroz ile ilişkili iken gençlerde bu duruma ilişkin yapılan çalışmaların azlığı sebebiyle asıl nedenler tam olarak bilinmemektedir[2]. Genç hasta tanımı farklı yayınlarda farklı değerler olarak kabul edilmektedir. Üst sınır 40 yaş olarak belirlendiğinde MI görülme sıklığı %2-4 iken bu sınır 45 olarak kabul edildiğinde oran %10’lara kadar yükselebilmektedir. Erişkinlerde hipertansiyon prevelansı %30-45 iken yaş ilerledikçe bu oran %60’lara ulaşırken diyabetus mellitus oranları da %10’un altından %10-20 değerlerine çıkabilmektedir. [3].
Bu oranlardan risk faktörlerinin kalp krizini tetikleme olasılıkları ve yaşla ilişkileri hakkında bir fikir edinebiliriz.
Aterosklerotik plaklara bağlı kalp krizlerinden kurtulmak için yapılması gerekenlerin en başında yaşam tarzı değişikliği gelmektedir. Düzenli egzersizin endotel fonksiyonunu iyileştirmede yararlarının olduğu bilinmektedir. İnflamatuar mediyatörlerin en önemli kaynaklarından biri olan yağ dokusunun azaltılması da çok önemlidir. Bu yüzden akdeniz diyeti gibi doymuş yağdan fakir diyetler önerilmektedir. Sigara ve alkol kullanımının en aza indirilmesi, mümkünse bırakılması gerekmektedir [1].
Peki “gelmek üzereyim” diyen kalp krizini nasıl tanıyacağız?
Ateroskleroza bağlı damar tıkanıklıklarının sebep olduğu ağrıyı tanımlamak için bazı kriterler vardır:
1-Efor veya stres ile belirginleşmesi.
2-Dinlenmek veya nitratla geçmesi.
3-Ağır bir yemek ve soğuk hava ile tetiklenmesi
Ayrıca hasta öyküsü tanıda çok önemlidir.
Yakın zamanda yaşamını yitiren değerli sanatçımız Volkan Konak’ın ölüm sebebinin MI olduğu bildirilmiştir. Kemal Sunal ve Barış Manço da MI kaynalı ölümlere örnek verilebilir.
Sonuç olarak unutulmamalıdır ki ateroskleroz engellenebilir bir süreçtir. Bu yüzden toplumun her kesimini etkileyen bu durumdan kendimizi ve sevdiklerimizi korumak için yaşam tarzımızda değişikliğe gitmeli ve sağlıklı bir yaşam için çabalamalıyız.
KAYNAKÇA
1-Tokgözoğlu, L. (2009). Ateroskleroz ve enflamasyonun rolü. Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi, 37(Ek 4), 1–6.
2- Enar, R., Sezgiç, M., Çeliker, C., Yazıcıoğlu, N., & Demiroğlu, C. (1992). Gençlerde akut miyokard infarktüsü. Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi, 20(4), 249–252.
3-Gündüz, R., & Usalp, S. (2022). Genç kalp krizlerinde klinik, laboratuvar ve anjiyografiközellikler: Çok merkezli retrospektif çalışma. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 9(1), 126–130.
Denetmen: Merve OLU


