Elektrokonvülsif Terapi (EKT), psikiyatri tarihinde en çok tartışılan ama aynı zamanda en etkili biyolojik tedavi yöntemlerinden birisidir. Terapi, kontrollü elektriksel uyarı ile terapötik bir nöbet oluşturulmasına dayanır. Pratikte bu işlem, genel anestezi ve kas gevşetici ajanlar eşliğinde, kontrollü ve güvenli protokoller çerçevesinde uygulanır. Dolayısıyla bugün uygulanan EKT geçmişteki ilkel uygulamalardan oldukça farklıdır [1,2]
EKT’nin etkisini anlamak için yalnızca “elektrik verilmesi” fikrinin ötesinde düşünmek gerekir. Beyin, bir organ olmanın ötesinde karmaşık bir ağ sistemidir. Özellikle majör depresyon gibi hastalıklarda bu ağların işlevsel bütünlüğü bozulur. Prefrontal korteks ile limbik sistem arasındaki denge kaybolur ve duygu düzenleme, motivasyon ve bilişsel kontrol süreçleri sekteye uğrar. EKT sonrasında yapılan nörogörüntüleme çalışmalarında, bu bölgeler arasındaki fonksiyonel bağlantısallığın değiştiği ve bazı hastalarda daha dengeli bir aktivite oluştuğu gösterilmiştir.
Moleküler düzeyde ise EKT’nin nöroplastisiteyi artırdığına dair güçlü bulgular vardır. Brain-derived neurotrophic factor (BDNF) düzeylerinde artış, hipokampal nörogenezde uyarılma ve sinaptik yeniden yapılanma bu sürecin temel bileşenleri arasında yer alır. Özellikle hipokampusun stres ve depresyonla ilişkili hacim kaybı göz önünde bulundurulduğunda, bu nöroplastik etki klinik iyileşmeyle doğrudan bağlantılı olabilir. EKT bu anlamda beynin donmuş devrelerini yeniden esnek hale getirme potansiyeline sahip bir müdahale olarak değerlendirilebilir [1,3].
Klinik uygulamada EKT’nin en dikkat çekici özelliği, tedaviye dirençli depresyonda hızlı yanıt sağlamasıdır diyebiliriz. İlaç tedavilerinin haftalar süren etkisine kıyasla, bazı hastalarda birkaç seans içinde belirgin düzelme gözlenebilir. Katatoni gibi hayatı tehdit edebilecek tablolar söz konusu olduğunda ise EKT, adeta yaşam kurtarıcı olabilir. Bununla birlikte geçici hafıza sorunları ve bilişsel yan etkiler, tedavi planlamasında dikkatle değerlendirilmelidir. Bu yönüyle EKT, yüksek etkinlik ve dikkatli klinik izlem gerektiren bir yöntemdir [2,4].
Şekil 1. Modern EKT cihazı ve uygulama ortamı.
Gamma Knife radyocerrahisi ise beyne yaklaşım da farklı bir bakış açısı sunar. Burada amaç beyin ağlarını modüle etmek değil, belirli bir anatomik patolojiyi milimetrik hassasiyetle hedef almaktır diyebiliriz. Çok sayıda düşük doz gama ışını, tek bir noktada yoğunlaştırılır. Bu yoğunlaştırılmış radyasyon, hedef dokuda DNA hasarı oluşturarak hücre çoğalmasını durdurur. İşlem sırasında cerrahi kesi yapılmaz dolayısıyla da açık ameliyatın enfeksiyon ve kanama riskleri ortadan kalkar [5].
Gamma Knife, özellikle beyin içine yerleşmiş bazı hastalıkların tedavisinde kullanılır. En sık kullanım alanlarından biri, vücudun başka bir yerindeki kanserin beyne yayılması sonucu oluşan metastatik beyin tümörleridir. Ayrıca iyi huylu (benign) beyin tümörlerinde de tercih edilir. Bunun yanında, beyindeki damarların anormal şekilde birbirine bağlanmasıyla oluşan arteriovenöz malformasyonlar (AVM)tedavisinde kullanılır. Gamma Knife, bu anormal damar yapısına odaklanarak zaman içinde damarların kapanmasını sağlar. Ayrıca yüz bölgesinde ani ve şiddetli ağrılarla seyreden trigeminal nevralji hastalığında da uygulanır. (MS hastalığının birlikte getirdiği rahatsızlıklardan biridir. Daha önceki yazımda bahsetmiştim.) Bu durumda amaç, ağrıya neden olan sinir iletimini hedefli radyasyonla azaltmaktır. Özetle Gamma knife, açık ameliyat gerektirmeden, milimetrik hassasiyetle beyin içindeki problemli dokuyu hedef alan bir tedavi yöntemidir [5, 6].
Etkisi genellikle anlık olmayıp radyasyonun oluşturduğu biyolojik süreçler zaman içinde patolojik dokunun küçülmesine veya fonksiyonunun baskılanmasına yol açar. Bu yönüyle Gamma knife, minimal lakin biyolojik olarak güçlü bir müdahaledir.
Şekil 2. Gamma Knife cihazının genel görünümü.
Nörobilimsel açıdan bakıldığında EKT ve Gamma Knife iki farklı müdahale modelini temsil eder. EKT sistemik ve ağ düzeyinde bir yeniden düzenleme sürecini başlatır. Beynin geniş ölçekli bağlantı sistemlerini etkiler ve işlevsel reorganizasyon yaratır. Gamma Knife ise lokal ve yapısal bir müdahaledir. Belirli bir patolojiyi hedef alır ve çevre dokuyu mümkün olduğunca korur. Biri işlevi değiştirerek iyileştirmeye çalışır, diğeri ise patolojik dokuyu ortadan kaldırarak sorunu çözmeyi hedefler.
Bu iki yöntem, modern nörobilimin beyne yaklaşımındaki dönüşümü de yansıtır. Artık beyin yalnızca gözlemlenen bir organ değil hem ağ düzeyinde hem de hücresel düzeyde müdahale edilebilen bir sistemdir. Bir yanda elektrikle tetiklenen nöroplastisite, diğer yanda radyasyonla durdurulan hücresel çoğalma vardır. İkisi de teknolojik ilerlemenin, klinik nörobilim pratiğine nasıl entegre edildiğinin örnekleridir [1,3].
Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz; EKT ve Gamma Knife, farklı klinik alanlara ait olsalar da ortak bir noktada kesişir,beynin değiştirilebilir olduğu gerçeği. Biri fonksiyonel devreleri yeniden düzenlerken diğeri yapısal patolojiyi hedef alır. Ancak her ikisi de, beynin artık dokunulamaz bir yapı olduğunun aksine, bilimsel bilgi ve teknolojik hassasiyetle şekillendirilebilen dinamik bir sistem olduğu fikrini güçlendirir.
Referanslar
1)Arslantaş, D., & Özkan, M. (2018). Elektrokonvülsif tedavinin etki mekanizmaları ve klinik uygulamaları. Türk Psikiyatri Dergisi, 29(2), 120–128.
2)Çakır, S., & Yıldız, M. (2016). Elektrokonvülsif tedavi: Endikasyonlar, yan etkiler ve güncel yaklaşımlar. Klinik Psikiyatri Dergisi, 19(3), 145–152.
3)Öztürk, M. O., & Uluşahin, A. (2019). Ruh sağlığı ve bozuklukları (16. bs.). Nobel Tıp Kitabevleri.
4) Türk Psikiyatri Derneği. (2017). Elektrokonvülsif tedavi uygulama rehberi. Türk Psikiyatri Derneği Yayınları.
5) Kılıç, T., & Pamir, M. N. (2014). Gamma Knife radyocerrahisi ve klinik uygulamaları. Türk Nöroşirürji Dergisi, 24(1), 1–8.
6) Özek, M. M., Türe, U., & Pamir, M. N. (2012).Stereotaktik radyocerrahi yöntemleri ve Gamma Knife uygulamaları. Türk Nöroşirürji Dergisi, 22(2), 65–72.
Resim Referansları
Şekil 2: https://www.researchgate.net/figure/Side-effects-in-Herners-capsulotomy-study-53_fig2_236670414
Denetmen: Elif DÖNMEZ


