Çeşitli teorisyenler “güzel” terimini, duyulara haz veren her şeyi kapsayan, öznel bir kavram olarak tanımlamışlardır. Kavramın göreceli oluşu, güzele yönelik tanımlamaların, sınırlamaların ve nitelendirilmelerin bu teorisyenlere göre boş bir çaba olarak görülmesine neden olmuştur [1].
Ancak bütün kavramların tanımlanmasını gerektiren bilim dünyası, güzelliği: “Algılayıcının uyaran özelliklerini bilişsel ve duygusal süreçlerinin etkileşimi ile işlemesine dayanan, nesneye yönelik düşünmeyi veya akıl yürütmeyi gerektirmeyen öznel bir deneyim” olarak tanımlar [1].
Güzellik ne kadar öznel bir deneyim olsa da beğenme, estetik değerlendirme gibi güzelliğe yönelik düşünceler araştırmalarınkonusu olmuştur [1,2].
“İşleme akıcılığı (processing fluency)” beğenme üzerinde etkili olan kavramlardan biridir. İşleme akıcılığı, uyaranın algısal ve bilişsel olarak işlenme kolaylığını ifade eder. Tek başına beğenme oluşturmamasına rağmen beğenme düzeyi üzerinde etkiye sahip algı, algılananın tanıdık ve güvenli olduğunu hissettirmesi sebebiyle akıcılığın yüksek olması,daha olumlu bir deneyimin yaşanması ile ilişkilendirilebilir. Ancak işleme akıcılığının etkisi düşünme öncesinde kalır [1,2].
Bir diğer kavram ise “beklenti (expectancy)” dir. İnsanlar sürekli bir beklenti ile hareket eder ve sanat eserleri de bu beklentilerden kaçamazlar. Eserlere yönelik beklentiler kadar eserlerin beklentiler ile uyumu da eserlere yönelik düşünceler üzerinde etkilidir. Eserlerin beklentilere uyumu, spektrumun fazla tanıdık olan (sıkıcı) ve hiç tanıdık olmayan (itici) uçlarınbirine fazla yakın olduğunda olumsuz yorumlar alabilir [2].
Bu kavramlar incelendiğinde bir eserin beğenilmesi için eserinişleme akıcılığının yüksek olabileceği kadar tanıdık, sıkıcı olmayacağı kadar da beklentilerden uzak olması gerekir. “Tahmin hatası (prediction error)” bu noktada resme girer. Beğenmenin ve estetik hazzın en yüksek olduğu nokta tahmin hatasının orta seviyede olduğu durumlardır [2].
Sanat eğitiminin işleme akıcılığını artırıp artırmadığını ve bunun eser değerlendirmelerine nasıl yansıdığını inceleyen araştırmalarda, eğitimin varlığı, süresi ve bireylerin sanatsal uzmanlık düzeyi gibi çeşitli koşullar karşılaştırılmıştır [3,4].
Eğitim verilen ve verilmeyen kişilerin eserlere yönelik duygu ve düşünceleri incelendiğinde; eğitim verilen kişilerde eğitim aldıkları eserler üzerinde beğenme, anlama ve duygusal değerlendirmeler anlamlı bir artış gösteriyor ve bu artış bu eserlerin benzerlerine genellenebilir. Eğitim süresi ise;beğenme ve sanatsal beceri yargısı gibi özellikler ile pozitif korelasyon gösterir. Ayrıca eğitim süresi arttıkça farklı stil eserler için zayıf kalmaya devam etse bile genelleme, benzer eserlerde artış gösterir [3].
Eserlere yönelik uzmanlığı olan kişiler ile uzman olmayan kişilerin, eserlere yönelik beğenme düzeyleri ve duygusal tepkileri ölçüldüğünde; beğenme, güzellik puanlarınınuzmanlarda daha yüksek görülürken, duygusal tepkilerin farklılaşmadığı gözlemlenmiştir. Bu durum sanat eğitiminin eserlerin estetik değerlerine yönelik yargıları etkilediğini, ancak duygusal etkilerini değiştirmediğini gösterir [4].
Eğitimin bu etkisini daha rahat görebilmek için eğitim öncesi döneme gitmek gerekir. Eğitim öncesinde işleme akıcılığının görece düşük olması, eserin beğenilmesini zorlaştıran bir etken olarak ortaya çıkar. Eğitimin başlaması ile işleme akıcılığı yükselirken, eserlere yönelik beklentilerin oluşmasını sağlar. Böylece tahmin hatasına sebep olabilir. Eğitimin devam etmesi tahmin hatasının eğitim ve deneyimle daha anlamlı biçimde yorumlanabildiği bir düzeye ulaşılmasını sağlayarak, “estetik sürpriz” (aesthetic surprise) kavramı üzerinden eserlerin daha derinlikli biçimde anlamlandırılmasına imkân tanır [2].
Bu süreç, sanat eserlerine yönelik fikrin değişkenliğini ve beğenmenin dinamik oluşunu gösterir. Bu dinamik yapı, estetik yargıların sabit tercihlerden ziyade; öğrenme, bağlam ve deneyimle yeniden şekillenen bilişsel değerlendirmeler olduğunu göstermektedir. Sanat eğitimi bu bağlamda yalnızca bilgi edinimini değil, algısal belirsizlikle başa çıkmayı ve tahmin hatasını estetik bir kaynak olarak kullanabilmeyi mümkün kılan bilişsel bir çerçeve sunar [1,2].
KAYNAKÇA


