Kişilik bozuklukları; bireylerin günlük yaşamına müdahale eden, işlevsellikte belirgin bir şekilde düşüşe sebep olan, kısıtlamalar yaratan, sağlıklı ilişkiler kurmayı engelleyen, psikolojik ve fiziksel acılara yol açan kişilik özelliklerinin ortaya çıkmasıdır. Kişilik bozuklukları; bireylerin duygu, düşünce ve davranışlarında belirgin bir şekilde sapmalar yaşaması ile karakterizedir. Bu sapmalar; paranoyak düşünceler, ruh hali istikrarsızlığı, duyguları yönetememe, intihar eğilimi gibi çeşitli belirtilerle ortaya çıkabilmektedir [1].
Borderline Kişilik Bozukluğu (BKB) ise “sınırda kişilik bozukluğu” olarak ifade edilen ciddi bir ruhsal kişilik bozukluğudur. Bu bozukluk; istikrarsız ruh hali, dürtüsel davranışlar ve istikrarsız sosyal ilişkiler ile karakterizedir. APA’nın DSM-5 sınıflandırmasına göre BKB teşhisi için gerekli semptomlar; gerçek veya imgesel terk edilmekten kaçınmak için çılgınca çabalar, istikrarsız ve gergin kişilerarası ilişkiler, kimlik bozukluğu, dürtüsellik, tekrarlayan intihar eğilimi, duygusal istikrarsızlık, tekrarlı boşluk duyguları, öfke kontrolü kaybı ve stresle ilişkili paranoid veya ağır çözülme semptomlarıdır. Bireylerde bu 9 semptomdan en az 5’inin görülmesi, BKB teşhisi koymak için gereklidir. BKB’de duygudurum dengesizliği oldukça belirgindir. Bu tanıya sahip bireyler uzun süreli düşük veya yüksek ruh halinden ziyade, ani yükselen veya yavaşlayan yoğun duygular yaşamaktadırlar. BKB tanısına sahip bireylerin intihar eğilimlerindeki temel amaç ölmek ve yaşamına son vermek değil, duygusal düzenlemede yaşanan sıkıntıyı giderme amacı bulunmaktadır [2].
BKB tanısı, daha spesifik ve anlaşılır olarak beş temel kişilik özelliği belirleyicisi ile sınıflandırılabilir:
BKB hastalarının çoğu çocukluk döneminde kötü muameleye, duygusal veya fiziksel istismara, ihmale maruz almış bireylerdir. İstismar, güvensiz bağlanmalar, düşük ebeveyn sevgisi, ebeveyn düşmanlığı vb. çocukluk dönemi problemleri BKB’nin ortaya çıkmasını hızlandıran süreçlerdir. Çevresel süreçlerin yanında biyolojik faktörler de BKB’nin ortaya çıkmasında etkilidir. Örneğin; genetik yatkınlık, beyindeki limbik sistem aktivasyonu, amigdala hiperaktivitesi ve beynin karar merkezi prefrontal korteksteki kontrol mekanizmasının işlevselliğinde bozulma gibi biyolojik faktörler, sınırda kişilik bozukluğu tanısının etkenleri arasındadır. Çevresel ve biyolojik faktörlerin birlikte değerlendirilmesi, BKB’nin nedenlerinin temellerini ortaya çıkarmaktadır. [4,5].
Bu tanıyı alan bireyler, ilişkilerinde bir ayrılıkla karşı karşıya kaldıklarında kopmakta zorluk yaşarlar. Yalnız kalmak BKB’ye sahip bireyler için oldukça zorlayıcıdır. Yaşanan duygusal istikrarsızlıklar sebebiyle bu kişilik bozukluğuna sahip kişilerde aşırı madde kullanımına fazlaca rastlanmaktadır. Geniş semptomlara rağmen tedavi edilebilen borderline kişilik bozukluğunda tanıyı doğru koymak ve sistematik ilerlemek oldukça önemlidir. Tedavisinde çeşitli antidepresanlar ve duygudurum düzenleyicilerine sıklıkla başvurulmaktadır. Kaygı, öfke ve depresif belirtileri kontrol etmeye ve duygu düzenlemeyi kolaylaştırmayı sağlayan ilaçların kullanımı oldukça önemli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Bu nedenle psikofarmakolojik yaklaşımın yanında çeşitli terapi yaklaşımları da borderline tedavisinde uygulanabilmektedir. Özellikle Psikanaliz, Psikanalitik psikoterapiler, Aktarım Odaklı psikoterapi, Destekleyici terapiler, Grup terapileri, Diyalektik Davranış Terapisi (DBT), Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Şema terapi vb. psikoterapi yaklaşımları; hastalara baş etme stratejileri kullanmayı öğreten, “şimdi ve burada” yaklaşımını aşılayan, bilişsel süreçleri anlamlandıran, işlevsiz problem çözme eylemlerini azaltan yaklaşımlardır [5, 6].
Sonuç olarak sınırda kişilik bozukluğu hem çevresel hem de biyolojik faktörlerin etkileşimi ile ortaya çıkan bir bozukluktur. Yalnızca yüzeysel belirtilere değil işlevsel ve biyolojik belirtilere de odaklanılan BKB, günümüzde çeşitli farmakolojik ve terapi yolu ile tedavi edilmektedir. Bireylerin uzun vadeli rahatlatacak tedavi yöntemleri gelecek için kapsamlı ve umut veren bir tablo haline gelmiştir.
Kaynakça
[1]: Chow, R. T., Yu, R., Geddes, J. R., & Fazel, S. (2025). Personality disorders, violence and antisocial behaviour: updated systematic review and meta-regression analysis. The British Journal of Psychiatry, 227(1), 481-491.
[2]: APA. (2013). DSM-5 Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı (Çeviren: Ertuğrul Köroğlu). Ankara: Hekimler Yayın Birliği.
[3]: Bach, B., Kramer, U., Doering, S., Di Giacomo, E., Hutsebaut, J., Kaera, A., … & Renneberg, B. (2022). The ICD-11 classification of personality disorders: a European perspective on challenges and opportunities. Borderline personality disorder and emotion dysregulation, 9(1), 12.
[4]: Paris, J., & Black, D. W. (2015). Borderline personality disorder and bipolar disorder: what is the difference and why does it matter? The Journal of nervous and mental disease, 203(1), 3-7.
[5]: Kernberg, O. F., & Michels, R. (2009). Borderline personality disorder. American Journal of Psychiatry, 166(5), 505-508.
[6]: Kellogg, S. H., & Young, J. E. (2006). Schema therapy for borderline personality disorder. Journal of clinical psychology, 62(4), 445-458.
Denetmen: Elif DÖNMEZ


