Sanatçının Bedeni ve Algısı: Estetik Üretimin Görünmeyen Kaynağı

 

  Sanat her zaman sanatçının seçimi midir, yoksa algısının bir yan ürünü müdür? Kullanılan renkler, fırça darbeleri, seçilen temalar özgür bir iradenin mi ürünüdür?

  Dünyayı biyolojik temellerimizin izin verdiği şekilde algılıyoruz. Peki bu algı sanatı şekillendirmenin de bir parçası mıdır?

Van Gogh, Monet ve Kahlo’nun dünyayı algılayış biçimleri, sanatın sadece zihinsel bir tercih olmadığını göstermektedir.

 

  Vincent Willem Van Gogh

  Bu konuda en çok tartışılan isimlerden biri şüphesiz Vincent Van Gogh’tur. Vincent Willem Van Gogh 1853’te Hollanda’da doğan, toplamda yaklaşık 2100 eser veren, post-empresyonist yapıtlarının günümüzde müze koleksiyonlarında yer bulduğu değerli bir ressamdır. Bilinen en meşhur tablolarından biri “Yıldızlı Gece” isimli tablosudur. Bu tabloda özellikle yıldızları çevreleyen sarı hareler dikkat çeker. Van Gogh’un bu renge olan özel ilgisinin beğeniden ziyade başka sebepleri olabileceğine dair teoriler üretildi. Bu konudaki ilk teori popüler bir likörün aşırı tüketimi ile ilgiliydi. Fazla tüketimin nesneleri sarı renkli görmesine sebep olabileceği düşünülüyordı. Fakat daha sonra bu etkinin oluşabilmesi için kişinin likörden 182L içmesi gerektiği anlaşıldı. Daha olası bir teori ise epilepsi hastası olan Van Gogh’un digitalis ile tedavisini içerir. Bu ilacı kullanan hastalardan yaygın olarak harelerle çevrili sarı lekeler görme gibi şikayetler duyulmaktadır. Van Gogh’un bu ilacı kesin olarak kullanıp kullanmadığı bilinmemektedir. Fakat portre çizmeyi çok sevdiği bilinen sanatçı sıklıkla doktorunu resmetmiştir ve portrelerin birinde doktor bu ilacın elde edildiği bitki olan “Digitalis Purpurea” -bilinen adıyla Yüksük otu” bitkisinin sapını tutmaktadır.

  Hayatı boyunca psikiyatrik sorunlarla boğuşan van gogh 1890 yılında, 37 yaşında intihar etti. Van Gogh tedavi gördüğü sırada yapılan bu eser, doktorları tarafından akli dengesinin bozuk olduğuna dair bir kanıt olarak nitelendirildi. Günümüzde sanatçının kullandığı ilaçlar sebebiyle gördüğü bir manzarayı resmettiği düşünülmektedir.

   “Kesin bir şey bilmiyorum ama yıldızlar bana düş gördürüyor.”

  Ancak bazen algıdaki değişim, zihinden ziyade doğrudan yani bedenin fiziksel gerçekliğinden doğar: Tıpkı Claude Monet örneğinde olduğu gibi.

 

  Claude Monet

 Algımızı zihinsel sağlığımız gibi eskidikçe bizi yarı yolda bırakmaya başlayan bedenimiz de etkiler. Sanat tarihi boyunca birçok ressam göz hastalıklarından etkilenmiştir. Katarakt sebebiyle önemli ölçüde görme kaybı yaşayan Claude Monet, buna en güzel örneklerden biridir.

  Empresyonizmin öncülerinden olan Claude Monet; 1840 doğumlu, annesinin yeteneğini keşfetmesiyle erken yaşta ressamlığa adım atan, nilüferlere tutkun bir ressamdır.

1899’da yaptığı “Nilüferler ve Japon Köprüsü” eseri ile 1922’de yaptığı “Japon Köprüsü” eseri arasındaki fark inanılmazdır. İlk eserdeki netlik kaybolurken stil değişikliği ve seçilen renklerdeki değişim de hemen göze çarpar. Bunu Monet; katarakta bağlı olarak renklerin onun için eski yoğunluğunda olmaması, kırmızıların çamurlu görünmeye başlaması ile açıklamaktdır. Ayrıca Monet resimlerinin giderek kararmasından şikayet etmektedir. Fakat doktorunun ona önerdiği ameliyatı ve reçete ettiği gözlükleri reddeder ve hastalığıyla şiddetli bir mücadeleye girişir. Boya tüplerini etiketleyen ve renk paletinde katı bir düzen tutan Monet’in üretkenliği giderek azalır. Sonunda ameliyat olmayı kabul eden Monet, postoperatif dönemde sabırsız davranarak başka operasyonlar geçirmek ve sonrasında gözlük takmak zorunda kalmıştır. Monet, operasyondan sonra eserleri “gerçek” renkleriyle görebildiğini düşündüğü gerekçesiyle ameliyattan önceki eserleri yok etmeye çalışmıştır. Daha sonrasında farklı tedaviler deneyip sonunda görsel sonuçlar ile uzlaşan Monet’in postoperatif eserleri katarakt semptomları yaşamaya başlamadan önceki eserlerine benzemektedir. Bu da son eserlerinin bilinçli bir dışavurumdan ziyade kataraktın bir sonucu olduğunu düşündürtmektedir.

 Frida Kahlo

Monet dünyayı görme yeteneğini kaybetmeyi kabullenemezken diğer yandan Kahlo isebedeninin ardı ardına yaşadığı travmalara sanatıyla karşılık veriyordu. Magdalena Carmen Frieda; Meksika Devriminin, Meksika’daki sanat odağını Avrupa tarihi ve kültüründen Meksika öz kimliğine çevirdiği zamanlarda dünyaya gelmiştir. Bu devrimin bir parçası olanKahlo; feminist, siyasi aktivist ve ressam olarak Frida Kahlo 20.yüzyılın önemli sanatçılarından biridir.

O dönemde ağrının daha çok bir uyaran sonucunda ortaya çıktığı düşünülüyordu. Fakat Frida “Merkezi Duyarlılaşma” adı verlen bir duruma sahipti. Bu da Frida’nın sinir sisteminin ağrı oluşturmak için bir dış uyarana ihtiyaç duymadığı anlamına geliyordu. Frida’nın henüz 6 yaşındayken çocuk felci geçirmesi ile 17 yaşındayken geçirdiği ağır trafik kazası sahip olduğu kronik ağrının başlangıcı olabilir. Ömrünün ilk yarısında yaşadığı bu deneyimler Frida’nın bedenini travmatik bir günlük haline getirmiştir.  

  Bu ağrı ve yaşadığı diğer deneyimler, Frida’nın sanatının hissettiği acı ve öfkeyle yoğrulmasına yol açtı. Frida’nın eserlerinde yapılan nicel görüntü analiziyle ilgili bir çalışmada, özellikle kırmızı gibi yüksek algısal yoğunluğa sahip renklerin kullanılma sıklığının hissettiği acı ile doğru orantılı olarak arttığı görülmüştür.

   Sonuç olarak sanatçının dünyayı nasıl gördüğü ve nasıl yansıtmak istediği sanatının nasıl şekilleneceğini belirler. Bu noktada üretimin kaynağının saf hayal gücü olmadığını, biyolojik kaderin de etkili olduğu görülmektedir. O halde sanat bu kısıtlılıkların pençesinde estetik bir zafer olarak varolmaktadır.

 

 

  KAYNAKÇA

1. ​Wolf, P. (2001). Creativity and chronic disease: Vincent van Gogh (1853–1890). Western Journal of Medicine, 175(5), 348–354.
2. ​Tate. (t.y.). Who is Vincent van Gogh? https://www.tate.org.uk/kids/explore/who-is/who-vincent-van-gogh
3. ​Oggusto. (2023, 12 Mayıs). Vincent van Gogh: Hayatı, eserleri ve bilinmeyenleri. https://www.oggusto.com/sanat/sanatci/vincent-van-gogh-hayati-eserleri-ve-bilinmeyenleri
4. ​Oggusto. (2023, 25 Ekim). Claude Monet: Hayatı ve eserleri hakkında az bilinenleri. https://www.oggusto.com/sanat/sanatci/claude-monet-hayati-eserleri-hakkinda-az-bilinenleri
5. ​Marmor, M. F. (2006). Ophthalmology and art: Simulation of Monet’s cataracts and Blue Water Lilies. Archives of Ophthalmology, 124(12), 1764–1769. https://doi.org/10.1001/archopht.124.12.1764
6. ​Gruener, A. (2015). The effect of cataracts and cataract surgery on Claude Monet. British Journal of General Practice, 65(634), 254–255. https://doi.org/10.3399/bjgp15X684877
7. ​Courtney, C. A., O’Hearn, M. A., & Franck, A. J. (2017). Frida Kahlo: Portrait of chronic pain. Physical Therapy, 97(1), 90–96. https://doi.org/10.2522/ptj.20150390
8. ​Turkheimer, F. E., Liu, J., Fagerholm, E. D., Dazzan, P., Loggia, M. L., & Bettelheim, E. (2022). The art of pain: A quantitative color analysis of the self-portraits of Frida Kahlo. Frontiers in Human Neuroscience, 16, Makale 1000656. https://doi.org/10.3389/fnhum.2022.1000656
Denetmen: Merve OLU

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir